FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü Davalarında Gelinen Aşama: Örgütün Unsurları, Delil Çeşitliliği ve Yargı İçtihatlarının Bütüncül Değerlendirmesi
Ağustos 2026 itibarıyla güncel içtihat durumu — genişletilmiş değerlendirme
Öz
15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği (TCK m.314/2) soruşturma ve kovuşturmaları, kamuoyunda sıklıkla yalnızca ByLock delili üzerinden tartışılmaktadır. Ancak bu davaların hukuki mimarisi, ByLock’un ötesinde örgütün ‘silahlı’ niteliğinin ispatından, Bank Asya işlemlerine, sendika/dernek üyeliğinden gizli tanık beyanlarına, örgüt evlerinde kalıştan kod listelerine kadar uzanan çok katmanlı bir delil yapısına dayanmaktadır. Bu makale; örgütün kanuni unsurlarını, farklı delil türlerinin Yargıtay içtihadındaki konumunu, idari süreçteki (OHAL/KHK) denetim mekanizmalarını ve tüm bu unsurların AYM ile AİHM içtihadı karşısındaki güncel durumunu bütüncül biçimde ele almaktadır.
Anahtar Kelimeler
FETÖ/PDY, TCK m.314, silahlı örgüt, organik bağ, Bank Asya, gizli tanık, OHAL Komisyonu, Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bütüncül delil değerlendirmesi.
I. Giriş: Tek Delile İndirgemenin Sınırları
FETÖ/PDY davalarına ilişkin kamuoyu tartışmasının büyük ölçüde ByLock delili etrafında yoğunlaşması, bu dava grubunun hukuki karmaşıklığını gölgelemektedir. Oysa Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihadı, örgüt üyeliğinin ispatını tek bir delile değil, birden çok delilin bir arada ve bütüncül olarak değerlendirilmesine dayandırmaktadır. Bu makale, söz konusu bütüncül yapıyı; (i) örgütün ‘silahlı’ niteliğinin hukuki temeli, (ii) üyeliğin genel unsurları, (iii) delil türlerinin her birinin Yargıtay içtihadındaki konumu, (iv) ceza yargılamasına paralel yürüyen idari (OHAL/KHK) süreç ve (v) tüm bu unsurların AYM/AİHM denetimi karşısındaki güncel durumu başlıkları altında incelemektedir.
II. Örgütün ‘Silahlı’ Niteliğinin Hukuki Temeli
TCK m.314, silahlı örgüt kurma/yönetme (f.1) ve bu örgüte üye olma (f.2) fiillerini düzenler; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.5 uyarınca terör suçu niteliği eklendiğinde ceza yarı oranında artırılır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26.09.2017 (E.956, K.370), 20.12.2018 (E.419, K.661) ve 24.01.2019 (E.417, K.44) tarihli kararlarında FETÖ/PDY; paravan olarak dini kullanan, örgüt liderinden alınan talimatlarla hareket eden, kod isimler ve özel haberleşme kanalları kullanan, büyük bir gizlilik içinde yapılanan bir örgüt olarak tanımlanmıştır.
Örgütün ‘silahlı’ sayılmasının gerekçesi doğrudan mühimmat bulundurmaktan ziyade, bir kısım mensubunun resmî kurumlarda silah kullanma yetkisine sahip görevlerde bulunması ve hiyerarşi doğrultusunda emir verilmesi hâlinde bu imkânın kullanılabileceğinin değerlendirilmesine dayanmaktadır. Bu değerlendirme, akademik ve hukuki çevrelerde tartışma konusu olmaya devam etmekle birlikte, Yargıtay’ın yerleşik ve konsolide içtihadını yansıtmaktadır.
III. Örgüt Üyeliğinin Genel Unsurları: Organik Bağ
Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin yerleşik tanımına göre örgüt üyesi; örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olacak şekilde iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Bu ilişkinin varlığı için aranan ‘organik bağ’, kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteren eylem ve faaliyetleri gerektirir.
Bu genel kuralın istisnası da içtihatla şekillenmiştir: 2026 yılına ait bir Yargıtay istinaf/temyiz değerlendirmesinde, niteliği, işleniş biçimi ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı itibarıyla süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği taşımasa dahi, ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek nitelikteki bir suçun failinin de örgüt üyesi sayılması gerektiği kabul edilmiştir. Bu yaklaşım, organik bağ kriterinin tek tip uygulanmadığını, suçun niteliğine göre esnetilebildiğini göstermektedir.
IV. Delil Türlerinin Yargıtay İçtihadındaki Konumu
FETÖ/PDY’ye üyelik iddiasında değerlendirilen delil türleri ve her birinin Yargıtay içtihadında aradığı ek şartlar aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Delil Türü | Yargıtay’ın Aradığı Ek Şart | Tek Başına Yeterli mi? |
| ByLock kullanımı | Örgütsel haberleşme amacıyla, örgüt talimatıyla ağa dahil olunduğunun teknik verilerle kesin tespiti | Yargıtay: evet (tartışmalı) / AYM 2026: hayır, ek delil aranır |
| Bank Asya’ya para yatırma | Örgütsel talimatla ve örgüte yardım amacıyla yapıldığının ispatı; rutin bankacılık işlemi yeterli değil | Hayır, destekleyici delil |
| Sendika/dernek üyeliği | Kuruluşun örgütle bağlantısının ve üyeliğin örgütsel bilinçle sürdürüldüğünün ispatı | Hayır, destekleyici delil |
| Örgüt evi/yurdunda kalma | Kalış tarihinin 17-25 Aralık 2013 sonrasına denk gelmesi; hiyerarşik ilişkinin (mahrem imam) gösterilmesi | Hayır, destekleyici delil |
| Gizli tanık beyanı | Beyanın başka delillerle (HTS, veri analizi, tanıklık) doğrulanması | Hayır, tek başına yetersiz |
| Sohbet/dershane katılımı | 17-25 Aralık 2013 öncesi faaliyetler tek başına yetersiz; sonrasında da başka delille desteklenmeli | Hayır |
IV.1. ByLock Kullanımı
ByLock, MİT’in yasal yetkileri çerçevesinde elde ettiği ve örgütsel haberleşme ağı olduğu kabul edilen bir uygulamadır. Bu delilin hukuki değeri, Yargıtay ile AYM arasında yıllardır süregelen ve 2026 yılında kısmen yakınsayan bir içtihat tartışmasının konusudur; bu tartışma makalenin kapsamı gereği ayrı bir başlık altında (bkz. Bölüm VI) ele alınmaktadır.
IV.2. Bank Asya’ya Para Yatırma
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2017 yılı sonunda verdiği kararda, Bank Asya’ya para yatırmanın tek başına örgüt üyeliği için yeterli olmadığı; bu işlemin örgütün emir ve talimatları doğrultusunda, örgüte yardım amacıyla yapıldığının ayrıca ispatlanması gerektiği vurgulanmıştır (CGK, 2018/418 E., 2019/513 K.). Bir bankaya rutin biçimde hesap açtırmak veya mevduat bulundurmak, başka bir örgütsel bağlantı ortaya konulmadıkça, tek başına suç teşkil etmez.
IV.3. Sendika ve Dernek Üyeliği
Örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen sivil toplum kuruluşlarına üyelik de benzer bir mantıkla değerlendirilir: üyeliğin kendisi değil, bu üyeliğin örgütsel bilinç ve amaçla sürdürüldüğünün gösterilmesi aranır. Bu yaklaşım, Anayasa’nın örgütlenme özgürlüğünü güvence altına alan hükümleriyle ceza sorumluluğu arasındaki dengeyi gözetmeyi amaçlamaktadır; nitekim AİHM’in Yalçınkaya kararında da sendika/dernek üyeliğinin mahkûmiyete gerekçe yapılması, Sözleşme’nin 11. maddesi (örgütlenme özgürlüğü) bakımından ayrıca değerlendirilmiştir.
IV.4. Örgüt Evinde/Yurdunda Kalma
‘Abi’, ‘abla’ olarak anılan mahrem imamların sorumlu olduğu evlerde veya örgütle bağlantılı yurtlarda kalma, hiyerarşik yapıya dahil olmanın bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak Yargıtay ve ilk derece mahkemelerinin yerleşik ölçütü, bu kalışın 17-25 Aralık 2013 sürecinden önceye mi sonraya mı denk geldiğidir; bu tarihten önceki faaliyetler, örgütün henüz bu şekilde tanımlanmadığı bir döneme ait olduğundan, tek başına yeterli kabul edilmemektedir.
IV.5. Gizli Tanık Beyanları ve Veri Analiz Raporları
Ceza ve idari süreçlerde sıklıkla başvurulan bir diğer delil türü, kod adlı gizli tanıklardan elde edilen bilgiler ve bunlara dayanılarak hazırlanan veri analiz raporlarıdır. 23 Haziran 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan iki ayrı AYM kararında, ‘Garson’ kod adlı gizli tanıktan elde edilen dijital verilere ve kodlama listelerine (örn. ‘A4’, ‘EA’, ‘SC’ gibi kodlamalar) dayanılarak yapılan kamu görevinden çıkarma işlemleri incelenmiştir.
AYM’nin ayırt edici yaklaşımı: Aynı gün açıklanan iki kararda AYM, birbirinden farklı sonuçlara ulaşmıştır: yalnızca kodlama verisine dayanan ve başka delille desteklenmeyen bir dosyada özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine hükmedilirken; kodlama verisinin tanık beyanı ve farklı delillerle birlikte değerlendirildiği diğer dosyada ihlal bulunmamıştır. Mahkeme, bu tür kodlama ve veri analizlerinin iltisak/irtibatın tespitinde önemli olabileceğini, ancak tek başına yeterli olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bu iki karar, AYM’nin yalnızca ByLock bağlamında değil, gizli tanık ve veri analizi gibi diğer delil türleri bakımından da ‘tek delil yetmez, destekleyici delil aranır’ ilkesini tutarlı biçimde uyguladığını göstermesi bakımından önemlidir.
IV.6. Sohbet, Dershane ve Diğer Sosyal Faaliyetler
Sohbet toplantılarına katılma, örgütle bağlantılı olduğu değerlendirilen bir dershaneye devam etme gibi faaliyetler, özellikle 17-25 Aralık 2013 öncesine ait olduklarında, tek başına örgüt üyeliği için yeterli sayılmamaktadır. Bu faaliyetlerin delil değeri, her somut olayda diğer unsurlarla (zaman, süreklilik, başka örgütsel bağlantı) birlikte değerlendirilir.
V. Yardım Suçu: Hiyerarşiye Dahil Olmayan Katkı
TCK m.220/7 ve örgüt suçlarına ilişkin genel ilkeler uyarınca, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaksızın örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi de üye gibi cezalandırılabilir; ancak ceza, yardımın niteliğine göre indirime tabi tutulabilir. Yargıtay içtihadına göre yardım fiilinin oluşması için failin, yardım ettiği yapının silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi veya üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gerekir; yardımdan fiilen yararlanılmış olması şart değildir, örgütün istifadesine sunulmuş olması yeterlidir.
VI. ByLock’a Özgü İçtihat Tartışması: Özet
ByLock delili, yukarıda sayılan diğer delil türlerinden farklı olarak, gerek niceliksel büyüklüğü (yaklaşık yüz bin kullanıcı) gerek AYM ile AİHM arasındaki açık içtihat ayrışması nedeniyle ayrı bir tartışma zeminine sahiptir. Özetle: Yargıtay, ByLock’u FETÖ/PDY’nin münhasır örgütsel haberleşme ağı olarak kabul eden yerleşik içtihadını sürdürmektedir. AİHM, Yüksel Yalçınkaya/Türkiye (Büyük Daire, 26.09.2023, B. No: 15669/20) kararıyla, salt kullanımın yeterli olmadığını, manevi unsurun ve organik bağın ayrıca ispatlanması gerektiğini ortaya koymuştur. AYM ise, uzun süre Yargıtay’a paralel bir tutum izledikten sonra (Ferhat Kara kararı), 2026 yılında verdiği Ramazan Çakır kararıyla (24.02.2026 kt., RG: 19.06.2026) AİHM standardına yaklaşan, tek delile dayalı dosyalarda daha sıkı gerekçelendirme arayan bir yaklaşıma geçmiştir. Bu konudaki ayrıntılı analiz, ilgili müstakil rehberimizde ele alınmıştır.
VII. Paralel Yürüyen İdari Süreç: OHAL/KHK ve OHAL Komisyonu
Ceza yargılamasından ayrı ama sıklıkla aynı delil malzemesine dayanan bir diğer süreç, olağanüstü hal (OHAL) döneminde kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) yapılan kamu görevinden çıkarma işlemleridir. 15 Temmuz sonrası dönemde 97 binin üzerinde kamu görevlisi ihraç edilmiş; OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na, göreve başladığından bu yana 126 bin 300’ün üzerinde başvuru yapılmıştır.
İdari süreçte de aynı bütüncül değerlendirme ilkesi geçerlidir: AYM, yalnızca kodlama/veri analizi raporuna dayanan ve başka delille desteklenmeyen ihraç işlemlerini hak ihlali olarak değerlendirebilirken, aynı verinin tanık beyanı ve farklı delillerle desteklendiği dosyalarda ihlal bulunmadığı sonucuna ulaşabilmektedir. Bu yönüyle idari süreçteki denetim standardı, ceza yargılamasındaki ‘bütüncül değerlendirme’ ilkesiyle önemli ölçüde örtüşmektedir.
Kamu görevinden ihraç edilen kişiler bakımından hukuki süreç, ihraca dayanak yapılan tüm bilgi ve belgelerin (ByLock iddiası, Bank Asya işlemleri, sendika/dernek üyeliği, tanık beyanları, HTS kayıtları, disiplin evrakı, ceza dosyası) birlikte incelenmesini gerektirir; zira dosyadan dosyaya hangi unsurun belirleyici olduğu değişebilmektedir. Göreve iade kararı verilmiş olması dahi sürecin sonu anlamına gelmez; kadroya atanma, geriye dönük mali ve sosyal haklar, hizmet süresine etkisi gibi hususlar ayrıca çözümlenmesi gereken başlıklardır.
VIII. Sonuç: Bütüncül Değerlendirmenin Merkeziliği
FETÖ/PDY davalarının hukuki mimarisi, tek bir delile değil; örgütün silahlı niteliğinin genel kabulü, üyeliğin organik bağ unsuru ve bu bağın ByLock, Bank Asya, sendika/dernek üyeliği, örgüt evinde kalma, gizli tanık beyanı ve sosyal faaliyetler gibi çok sayıda delille desteklenip desteklenmediğinin somut incelemesine dayanır. Yargıtay’ın yerleşik yaklaşımı bu unsurları destekleyici deliller bütünü olarak görürken, AYM’nin özellikle 2026 yılından itibaren gerek ByLock gerek gizli tanık/veri analizi bağlamında sergilediği yaklaşım, ‘tek delil yeterli değildir, somut ve ayrıca gerekçelendirilmiş bir değerlendirme gerekir’ ilkesini giderek daha belirgin biçimde vurgulamaktadır.
Uygulayıcılar açısından bu tablo, bir dosyanın savunma stratejisinin yalnızca tek bir delil türüne (örneğin ByLock) odaklanarak değil, dosyadaki tüm delil unsurlarının tek tek hukuki niteliği ve birbiriyle ilişkisi incelenerek kurulması gerektiğini göstermektedir. Aynı ilke, ceza yargılamasının yanı sıra idari (OHAL/KHK) süreçler bakımından da geçerlidir ve iki sürecin dosya bazında birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kaynakça
Yüksel Yalçınkaya/Türkiye [BD], B. No: 15669/20, 26.09.2023.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Ramazan Çakır Başvurusu, 24.02.2026 tarihli karar, RG: 19.06.2026.
Anayasa Mahkemesi, FETÖ/PDY ile iltisak/irtibat nedeniyle kamu görevinden çıkarmaya ilişkin iki karar (Garson gizli tanığı), 23.06.2026 tarihli kamuoyu duyurusu.
Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Ferhat Kara Başvurusu.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.956, K.370, 26.09.2017.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.419, K.661, 20.12.2018.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.417, K.44, 24.01.2019.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Bank Asya/sendika üyeliği kararı, E.2018/418, K.2019/513.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2025/3-158, K.2025/374, 01.10.2025.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2019/495, K.2021/116.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E.2022/2202, K.2023/3177, 18.05.2023.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E.2024/705, K.2024/15150.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E.2022/5667, K.2024/12523.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2019/2233, K.2019/4810.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Metin Özçelik-Mustafa Başer kararı, 2017.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.220, m.314.
3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, m.5.
OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu, faaliyet raporu verileri.
Bu makale akademik/bilgilendirme amaçlıdır; somut bir dosyaya ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. Verilen tarih, esas ve karar numaraları kaynak taramasına dayanmakta olup, dosyanıza özel değerlendirme için ilgili kararların tam metinlerinin teyit edilmesi ve Sadak & Partners Law Office ceza hukuku ekibiyle görüşülmesi önerilir.
