Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) bireysel başvuru, Türkiye dahil Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden (AİHS) doğan yükümlülüklerini ihlal ettiği iddiasıyla başvurulabilecek uluslararası bir hukuk yoludur. Ancak AİHM’e yapılan başvuruların büyük çoğunluğu, esasa hiç girilmeden kabul edilebilirlik aşamasında elenmektedir. Bu rehber; hangi hâllerde AİHM’e başvurulması gerektiğini, kabul edilebilirlik kriterlerini ve uygulamada sık karşılaşılan hataları özetlemektedir.
1. AİHM’e Hangi Hâllerde Başvurulmalı?
AİHS m.34 uyarınca, Sözleşme’de veya protokollerinde tanınan hakların bir Sözleşmeci Taraf (örn. Türkiye) tarafından ihlal edildiğini iddia eden her gerçek kişi, hükûmet dışı kuruluş veya kişi grubu Mahkemeye başvurabilir.
- Kimler için hangi haklar: yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı, ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı, ayrımcılık yasağı gibi Sözleşme ve protokollerinde güvence altına alınan haklar.
- AYM ile ilişkisi: Türkiye bakımından, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru, AİHM içtihadında genel olarak ‘etkili iç hukuk yolu’ kabul edilmektedir; bu nedenle AİHM’e başvurmadan önce kural olarak AYM yolu da tüketilmelidir.
AİHM bir ‘itiraz’ veya ‘temyiz’ mercii değildir; derece mahkemelerinin (ya da AYM’nin) verdiği kararı yeniden değerlendirmez. İnceleme, yalnızca Sözleşme’de güvence altına alınan bir hakkın ihlal edilip edilmediğiyle sınırlıdır.
Uygulamada sık görülen hata: İç hukuktaki (ulusal mahkeme veya AYM) bir kararı beğenmeyen kişinin, AİHM’i ‘bir üst temyiz mercii’ gibi görüp doğrudan kararın maddi hukuk yönünden yanlış olduğunu ileri sürmesi; AİHM, iddianın somut olarak hangi Sözleşme maddesini nasıl ihlal ettiğini ortaya koyan başvuruları inceler, davanın esasının yeniden görülmesini sağlamaz.
2. Kabul Edilebilirlik Kriterleri (AİHS m.35)
AİHS m.35’te düzenlenen kabul edilebilirlik koşulları özetle aşağıdaki gibidir. Bu kriterlerden herhangi biri karşılanmazsa başvuru, esasa hiç girilmeden kabul edilemez bulunabilir:
| Kriter (AİHS m.35) | İçeriği |
| İç hukuk yollarının tüketilmesi | Etkili ve ulaşılabilir tüm iç hukuk yolları (istinaf, temyiz, Türkiye bakımından AYM bireysel başvurusu dahil) usulüne uygun biçimde tüketilmelidir |
| 4 aylık süre | İç hukuktaki kesin karar tarihinden itibaren 4 ay içinde başvurulmalıdır |
| Yetki sınırları (ratione temporis/materiae/personae/loci) | İhlal, Sözleşme’nin ilgili devlet bakımından yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşmeli; Sözleşme kapsamındaki bir hakla ilgili olmalı; davalı devletin yetki alanına giren bir olaya ilişkin olmalıdır |
| Mağdur sıfatı | Başvurucu, ihlalden kişisel olarak etkilenmiş olmalıdır; soyut/kamu yararına başvuru (actio popularis) kabul edilmez |
| Anonim olmama | Başvurucu kimliğini açıkça belirtmelidir |
| Mükerrer başvuru olmaması | Aynı konu daha önce AİHM’ce incelenmiş veya başka bir uluslararası mercie sunulmuş olmamalıdır |
| Açıkça dayanaktan yoksun olmama | İddialar somut ve tutarlı biçimde ortaya konmalı, Sözleşme hükümleriyle bağdaşmalıdır |
| Önemli zarar (Protokol 14) | Başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı, insan haklarına saygının gerektirmediği ve iç hukukta gereği gibi incelenmiş başvurular kabul edilemez sayılabilir |
| Başvuru hakkının kötüye kullanılmaması | Yanıltıcı bilgi verme, hakaret içeren ifadeler veya açıkça asılsız iddialar kötüye kullanım sayılabilir |
Uygulamada sık görülen hata: Kabul edilebilirlik kriterlerinin yalnızca birkaçının (örneğin süre) dikkate alınıp, diğerlerinin (örneğin önemli zarar kriteri veya mükerrer başvuru yasağı) gözden kaçırılması; kriterlerin tamamı ayrı ayrı değerlendirilir ve her biri başvurunun reddi için tek başına yeterli bir gerekçe olabilir.
3. İç Hukuk Yollarının Tüketilmesi
AİHM, ancak ‘etkili ve ulaşılabilir’ iç hukuk yollarının tamamı tüketildikten sonra devreye girer. Etkili yol, ihlali fiilen gidermeye elverişli, gerçek anlamda işleyen bir hukuk yoludur. Ceza, hukuk ve idari yargıdaki olağan kanun yolları (istinaf, temyiz gibi) kullanılmalı; Türkiye bakımından bu yola AYM bireysel başvurusu da dahildir.
Uygulamada sık görülen hata: İç hukuktaki bir davanın, ulusal kanunlarda öngörülen süre içinde açılmaması nedeniyle incelenememesi; bu durumda AİHM’e yapılan başvuru da, iç hukuk yollarının usulüne uygun tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunur. İç hukuktaki süre ve usul kurallarına uyulmamış olması, AİHM aşamasında telafi edilemez.
4. Dört Aylık Başvuru Süresi
- Süre: iç hukuktaki kesin karar tarihinden itibaren 4 ay içinde başvurulmalıdır (1 Şubat 2022’den itibaren yürürlükte olan 15 No’lu Protokol değişikliğiyle, önceki 6 aylık süre 4 aya indirilmiştir).
- Formun tam doldurulması: başvuru formunun, 4 aylık sürenin bitiminden önce gereği gibi (eksiksiz) doldurulmuş olması gerekir; yalnızca usulüne uygun doldurulmuş formlar süreyi durdurur.
Uygulamada sık görülen hata: 4 aylık sürenin son günlerinde, eksik bilgi veya belgeyle ‘yer tutmak’ amacıyla bir başvuru formu gönderilmesinin yeterli olacağının düşünülmesi; yalnızca usulüne uygun ve gereği gibi doldurulmuş başvurular süreyi durdurur, eksik başvurular bu koruyucu etkiyi sağlamayabilir.
5. Mağdur Sıfatı ve Actio Popularis Yasağı
Başvurucunun, iddia edilen ihlalden kişisel ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir. Bir kişinin yaşamını kaybetmesi hâlinde, mirasçıları veya yakın aile üyeleri de mağdur sıfatıyla başvuru yapabilir. Buna karşılık, kamu yararına veya soyut/teorik bir hukuka aykırılık iddiasıyla yapılan ‘actio popularis’ (halk davası) niteliğindeki başvurular kabul edilmez.
Uygulamada sık görülen hata: Bir kişinin, kendisini doğrudan ilgilendirmeyen ancak toplumda tartışma yaratan bir konuda, yalnızca kamu yararını gözeterek soyut bir başvuru yapması; mağdur sıfatının kişisel ve somut bir etkiyi göstermesi gerekir.
6. Süreç Yönetiminde Diğer Sık Yapılan Hatalar
- Aynı konunun daha önce başka bir uluslararası soruşturma veya çözüm merciine sunulmuş olmasının, AİHM başvurusuna engel teşkil edebileceğinin bilinmemesi.
- İddiaların, hangi Sözleşme maddesiyle ilişkilendirildiği açıkça belirtilmeden, genel bir mağduriyet anlatısı şeklinde sunulması; başvurunun hangi somut olgunun hangi Sözleşme hükmünü nasıl ihlal ettiğini göstermesi gerekir.
- Başvurunun önemsiz veya çok düşük miktarlı bir zarara ilişkin olup, ‘önemli zarar’ kriteri bakımından değerlendirilmeden gönderilmesi.
- Başvuru dilinin veya form gerekliliklerinin (AİHM’in güncel usul kurallarına uygunluk) dikkate alınmadan hazırlanması; şekli eksiklikler başvurunun daha ilk aşamada işleme alınmamasına yol açabilir.
Sadak & Partners ile İletişime Geçin
AİHM başvurularında hem iç hukuk sürecinin doğru yönetilmesi hem de kabul edilebilirlik kriterlerinin eksiksiz karşılanması, başvurunun akıbetini belirler. İç hukuktaki nihai kararınızı ve dosyanıza ilişkin belgelerinizi süresi içinde paylaşmanız, başvurunuzun sağlam bir zeminde hazırlanmasını sağlar. Sadak & Partners Law Office insan hakları hukuku ekibiyle iletişime geçebilirsiniz.
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş niteliği taşımaz. AYM’ye bireysel başvuru süreci ayrı bir rehberimizde ele alınmıştır.
